scispace - formally typeset

Journal ArticleDOI

SENDİKALARIN EGİTİM PROGRAMLARI VE KADıN ÇALıŞANLAR

01 Jan 1998-Vol. 53, Iss: 01, pp 1

Abstract: Türkiye'de 1980'lerin ikinci yarısından itibaren kadın hareketinin yükselmesiyle birlikte sendikalar da kadın üyelerinin varlığından ötüril ilgi odağı haline gelmeye başladı. Gerek akademisyenler, gerek işçi ve memur sendikalarının kadın hareketinden etkilenen üyeleri, sendikaları bu perspektiften değerlendirmeye başladılar. Sendika yönetimleri de hem uluslararası sendikal hareketin baskıları, hem de kimi kadın üyelerinden gelen tepkilerle konuyu en azından görünümü kurtaracak biçimde ele almaya başladılar. Ele alışın en belirgin biçimi, sendikaların 8 Mart kutlamalan oldu, oluyor. Yine kimi sendikalarda oluşturulan kadın komisyonlarının başlıca varlık nedeni 8 Mart kutlamalanru organize etmek. 8 Mart kutlamalarının yanısıra yilriltUlen bir diğer faaliyet biçimi, kadın üyelere yönelik eğitim seminerleri. Bu seminerler şimdiye kadar gerek konfederasyon, gerek sendika düzeyinde ağırlıkla kadın yöneticiler, işçi temsilcileri ve kadın komisyonu üyelerine yani sendikaların en faal kadın unsurlarına yönelik yapıldı. Kadınların bireysel. düzeyde yaşadıkları aynmcılık uygulamalarınınaslında ortak bir sorun olduğunu ve kadın çalışanların sorunlarının çözümünün bu yönde bilinçli politikaların geliştirilmesine bağlı bulunduğunu kavrama imkanı verdi.

Content maybe subject to copyright    Report

SENDİKALARIN EGİTİM PROGRAMLARI VE KADıN
ÇALıŞANLAR
Dr.
Gülay TOKSÖZ.
Fevziye SA YıLAN ••
Türkiye'de 1980'lerin ikinci yarısından itibaren kadın hareketinin yükselmesiyle
birlikte sendikalar da kadın üyelerinin varlığından ötüril ilgi odağı haline gelmeye başladı.
Gerek akademisyenler, gerek işçi ve memur sendikalarının kadın hareketinden etkilenen
üyeleri, sendikaları bu perspektiften değerlendirmeye başladılar. Sendika yönetimleri de
hem uluslararası sendikal hareketin baskıları, hem de kimi kadın üyelerinden gelen
tepkilerle konuyu en azından görünümü kurtaracak biçimde ele almaya başladılar. Ele
alışın en belirgin biçimi, sendikaların
8
Mart kutlamalan oldu, oluyor. Yine kimi
sendikalarda oluşturulan kadın komisyonlarının başlıca varlık nedeni 8 Mart kutlamalanru
organize etmek.
8
Mart kutlamalarının yanısıra yilriltUlen bir diğer faaliyet biçimi, kadın
üyelere yönelik eğitim seminerleri. Bu seminerler şimdiye kadar gerek konfederasyon,
gerek sendika düzeyinde ağırlıkla kadın yöneticiler, işçi temsilcileri ve kadın komisyonu
üyelerine yani sendikaların en faal kadın unsurlarına yönelik yapıldı. Kadınların bireysel.
düzeyde yaşadıkları aynmcılık uygulamalarınınaslında ortak bir sorun olduğunu ve kadın
çalışanların sorunlarının çözümünün bu yönde bilinçli politikaların geliştirilmesine bağlı
bulunduğunu kavrama imkanı verdi.
Bu yazıda sendikalarda kadınlara yönelik eğitimlerin tam bir döküm ve
incelemesini yapma iddiasını taşımadan, bu konudaki bazı gözlemlerimizi ve TÜRK-IŞ
üyesi kadın sendikacılar arasında yapılmış bir anketin sonuçlarına qayanarak kadınların
yapılan eğitimleri nasıl değerlendirdiğini ele alacağız.
Kadın Çalışanlar ve Sendikalar
Türkiye'de 12 EylUl'le birlikte tüm toplumsal muhalefet ~rupları gibi sendikalar da
ağır bir darbe yedi. Bu darbeyi en yoğun yaşayan D1SK oldu, TURK-1Ş'e bağlı sendikalar
ise DISK'in kapalı o!duğu dönemde onun üyelerini kendilerine üye yaparak bu süreçten
.Yrd. Doç. Dr. A.ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, ÇEEl Bölümü Öğretim üyesi
**
A.ü. Eğitim Faktiltesi, Araşıırma Görevlisi

298
TOKSÖZ / SA YILAN
daha az zararla çıktılar. 1989 bahar eylemleriyle birlikte TÜRK-İŞ üyesi işçiler bir
hareketlenme içine girerken, 1990'lar DİSK'in yeniden örgütlenme dönemi oldu. Ancak
içinde bulunduğumuz dönem, Türkiye'de sendikalar açısından en fazla üye kaybı
yaşadıkları, sendikal krizin yctldli ağızlarea
cıa
telaffuz edildiği dönemdir. Özelleştirmeler
vetaşeronlaştırma özellikle kam,! kesiminde örgütlü TÜRK-İŞ'i olumsuz etkilerken,
geçmişte özel sektörde gü(;:lü olan DİSK, fason çalışma üzerine kurulu kayıtdışı
(enformel) sektörün giderd: yaygınlaşmasıyla, örgütlenebileceği alanların daraldığı,
örgütlenmenin hemen i:~teıı çıkanmalarla geri püskürtüldüğü güç bir mücadele içinde
kendini buldu. Memurların sendikal örgütlenme hakkı için verdikleri müeadele yine bu
döneme damgasını vurdu, vuruyor. Anti-demokratik bir sendika yasasının Meclis'ten
geçmesi KESK'in ~h direnişiyle karşılaştı. '
-Sendikal gelişme eğrisinin aşağı indiği bir dönemde kadınların sendikalarla olan
ilişkisinin güncelleşmesi bir ı:esadüf mü?
Gelişmiş sanayi Ulkdeıind,~ 1970'lerin sonlarından itibaren sendikalar benzer bir
şekilde üye kaybetmeye taşladılar. Bu üye kaybı hükümetlerin neoliberal ekonomik
politikalarına, artan işsizliğe ve toplumda yaygınlaşan bireyselciliğe, yani geçmiştekinin
aksine sorunlara kollektif deıtil bireysel çözüm bulunabileceği inancının yaygınlaşmasına
bağlıydı. Üye kaybının ınutlak bir azalmaya yol açmaması veya kısmen karşılanması, bu
dönemde işgücü piyasasına yen i giren kadınların kitleler halinde sendikalara üye
olmasıyla sağlandı. Özellikle hizmet sektöründe artan sayıda kadının çalışması ve
sendikalara üye olması, bıı alandaki bir çok sendikada kadın üye sayısının çoğunluğu
oluşturmasına yol açu. Sı~ndikaı politikalarda kadın sorunlarına çok daha fazla yer
verilmeye başlandı.
Aslında gelişmiş ülkelerde, hizmetler sektöründe, sağlık ve eğitim gibi alanlarda
çalışanların memur ya da işçi konumunda olması, memurluğun nasıl tanımlandığına
bağlı olarak, ülkelerin kendi içinde farklılıklar gösteriyor. Ancak sendikal örgütlenme
açısından önem taşıyan unsur, işçilerin ve memurların örgütlenmesinin kesin çizgilerle
birbirinden ayrılmış olmaması. İşkolu düzeyinde aynı sendikalara üye olabildikleri gibi,
farklı sendikalar aynı konfederasyonun tiyesi olabiliyor. Bu nedenle kadın ağırlıklı hizmet
sektörü sendikalarının kadın yönelimli politik çizgisi sanayi sendikalarının da bulunduğu
konfederasyona damgasını vurabiliyor.(Toksöz, 1995)
Türkiye'de ise istihdmn yapısı kadınlar açısından son derece elverişsiz ve kadınların
işgücüne katılım oranları siic,::klidüşüyor. Kentlerde her alu kadından sadece biri işgücilne
katılıyor ve eğitimsiz, vasıf:;ız kadın işgücü için olanakları son derece sınırlı. Ayrıca
ataerkil gelenekler ve aile yapısı içinde kadınların çalışmasına iyi gözle bakılmıyor,
kadının çalışabilmek için önce ailesinin erkek üyelerini ikna etmesi ve izin alması
gerekiyor (Özar vd., 1996). Ihracata yönelik sanayileşme modeli, diğer gelişmekte olan
ülkelerde oldu~u gibi Türkiye'de vasıfsız kadın işgücünü emebilecek boyutta bir gelişme
göstermiyor. Ote yandan yine bu model içinde giderek yaygınlaşan enformel sektör
ağırlıkla kadın ve çocuk emeğinden yararlanıyor. Dokuma ve konfeksiyon işkollarında,
yine gelenekselolarak kadınların çokca bulunduğu gıda işkolunda kadınların önemli bir
kısmı enformel ilişkiler kapsamında çalışıyor (Eraydın ve Erendil, 1996). İşte gerek
işgücüne katılım oranının düşükl üğü, gerek imalat sanayiinin elverişsiz yapısı sendika
üyesi kadın sayısının azlığının önde gelen nedenlerinden oluyor.

SENDtKALARIN BjtTtM PROGRAMLARI VE KADıN ÇALıŞANLAR 299
Hizmetler sektöründe, eğitimli ve vasıflı kadın işgücü açısından durumun biraz
daha farklı olduğunu düşünebiliriz. Memurlar arasında kadınların oranı aruyor, özellikle
en geniş kesimi oluşturan ve devletin sürekli yeni istihdama açık olduğu adeta tek alan
haline gelen eğitimde öğretmenler arasında kadınların oranı sürekli artıyor. S~reç,
öğreunenlerin yarısının kadın olması yönünde. 1995-1996 öğretim yılında ilk ve orta
öğretimde kadın öğreunenlerin oranı %41-44 arasında. Yüksek okul ve fakültelerde kadın
öğreunenlerin oranı üçte bire ulaşmış durumda.
ı
KESK yöneticilerine göre memur
sendikaları içinde kadın üye oranı %30 civarında. Bu oran işçi sendikaları için hesaplanan
%9 oranından bir hayli yüksek.
2
.
o halde şu sonuca varmak mümkün: ışçi sendikalarının kadın konularını
gündemlerine alması, istihdam yapısındaki değişikliklerin bir zorlaması sonucu değiL.
Enformel sektörde örgütlenme gereği ve bu sektörde çalışan kadınların da hedef kitle
içinde yer alması, henüz açıkça belirlenmiş bir görevolarak sendikaların önünde
durrnuyor. Hizmet sektöründe örgütlü ve göreli çok kadın üyeye sahip işçi sendikaları da
diğerlerinden farklı bir tavır içinde görünmüyorlar.
3
Yani kadın işçilerin sorunlarıyla daha
çok ilgilenmek ya da ilgileniyor görünmek, yeni bir güç kaynağı olarak kadınlardan
yararlanma yönünde bilinçli bir tavrın ifadesi olmayıp, Türkiye'de kadın hareketinin
gelişmesinin ve yurtdışındaki sendikal örgütlenmelerin zorladığı bir süreç. Bu noktada bir
öngörüde bulunarak kamu kesiminde hizmet sektöründe örgütlü memur sendikalarının,
batıda hizmet sektöründeki kadın ağırlıklı sendikaların oynadığı rolü üstlenebileceğini
düşüncbiliriz. Çünkü memur sendikalarının kadın üyeleri eğitim ve vasıflılık düzeyi daha
yüksek bir kitleyi oluşturuyor ve şu andaki yapısıyla sendika yöneticileri arasında daha
fazla kadın var. Her ne kadar KESK'e bağlı sendikalarda yöneticilerin ve üyelerin bir
kısmının özelliği olan fraksiyonel bir politizasyon ve radikallik tabandaki memur
kitlesiyle ilişki kurulmasında handikap yaratıyorsa da, bu aşılabiIecek bir süreç olarak
görülebilir. Memur sendikalarının gelecekte yasallaşma engelini aştıktan sonra kadın
sorunlarıyla daha fazla ilgilenmesini bekleyebilir, hem objektif hem sübjektif koşulların
bunu dayattığını söyleyebiliriz.
Sendikal Eğitim ve Kadınlar
Sendikalarda kadınların eğitim faaliyetlerine ne ölçüde katıldığı konusuna
geçmeden önce sendikal eğitimin tarihçesine kısa bir göz atınakta yarar olabilir.
Çalışanların eğitimi düşüncesinin ktikeninde geçen yüzyılda ortaya çıkan,
toplums~1 eşitlik ve adalet için işçilerin eğitilmesi fikri bulunmaktadır. tık kez
ı
840'larda tngiliz Çartist işçi hareketinin Pazar Okullarında şekillenen bu eğitim
işçilerin tek tatil günü olan pazar günü, işçi mahallelerinde, işçilerin aileleri ile birlikte
katıldıkları toplum eğitimi biçiminde sürdürülmüş ve geçen yüzyılın sonunda İşçi Eğitim
Dernekleri biçiminde kurumlaşmıştır. İşçi hareketinin yükseldiği dönemlerde bu eğitim
faaliyetleri ciddi kurumlar oluşturmuştur: ABD'de Emek Kolejleri, ttalya'da Emek
Dernekleri, Kuzey Avrupa ülkelerinde bir biçimde varlıklarını hala sürdüren Halk
Okulları, işçi hareketinin dinamizm kazandığı dönemlerde binlerce işçi için aydınlanma
odağı olmuştur (Schied, 1994).
1DIE, MEB Istatisıikleri. Orgün Eğitim Serisi ve yOK Istaıisıikleri.
2petrol-Iş Yıllığı, 1996. .
3DISK'e bağlı Oleyis sendikası bu değerlendirmenin dışında tutulabilir.

300
TOKSÖZ / SAYll..AN
Günümüzde eğitim bir yandan sendikaların temel faaliyetlerinden biri haline
gelirken, diğer yandan da emek kclejleri, enstitüleri gibi özerk kurumlara kaymaktadır.
ıngiltere, Fransa, Almanya gibi pek çok Avrupa ülkesinde sendikaların' ayrı eğitim
kurumları vardır. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu'nun (ETUC), Avrupa Sendika Koleji .
(ETUCO) özeııikle Avnıpa. Birliğine üye ülkeler düzeyinde iŞÇikonfederasyoları için
eğitim faaliyetleri düzenlemektedir.ETUCO işçilerin yeni teknolojilere uyum
sağlamasına yönelik' sektörel kurslar'ın yanısıra, üye konfederasyonların ç«şitli
birimlerindeki sendika yöneticileri ve uzmanları için liderlik seminerleri ve mesleki
kurslar düzcnlcmektedir. Konfederasyon Avrupa düzeyinde sendikal eğitim perspektifi
oluşturmak amacıyla e~itirn materyali oluşturmak, bu çerçevede sendikalar arasında
işbirliğini geliştirmek do~nıltusunda yayın faaliyeti sürdürmektedir. ETUC Kadın
Komitesi de kadın çalışanların eğitimi ve kadın komitelerinin ortak bir sendikal strateji
geliştirmelerine yönelik ef,ilim v,~ yayın faaliyeti sürdürmektedir. ETUC üyesi olan
TÜRK-İŞ ve DıSK yöneüc:i ve uzman düzeyinde ETVC'un eğitim seminerlerine
katılmaktadırlar. .
Olumlu yöndeki bu gelişmelere, ILO, uluslararası işçi konfederasyonlarının tüzük
hükümleri ve yasal mevzuata rağmen sendikaların eğitim faaliyetlerinin kalitesi, amacı ve
öncelikleri esas itibariyle sendikal yapı ve çalışma tarzınca belirlenmektedir.
Sendikalardaki erkek egemen yapı, örgütlenme ve çalışma tarzının yanısıra eğitim
faaliyetlerini de doğrudar. etkilemekte ve bu alanlarda erkek yanlısı politikaların
geliştirilmesine neden olmakUıdır. Bu bağlamda kadın çalışanların geçmişten günümüze
bu programlardan görece eşit bir biçimde yararlanamadıklanm belirtmekgerekir.
Sendika üyesi kadıııların sendiıca faaliyetlerine görece düşük katılımlarının
gerisinde erkek yanlısı y,apı ve poli.tikalahn yanısıra kadınların cinsiyete dayalı toplumsal
işbölümünün sonucu olan eviçi sorumlulukları yatmaktadır. Bu durum kadınların eğitim
faaliyetlerine katılımını, ilgi ve motivasyon düzeylerini de belirlemektedir. Çünkü
sendikalar kadın çalışanların özgül sorun ve ihtiyaçlarını nadiren gözönüne almakta, bu
durum eğitim programl~nn çekiciIiğini 'azaltmaktadır. Diğer yandan saatleri dışında,
özellikle akşam ve hafta SOJlU tatilIerinde düzenlenen programlar, kadınların ikili yükü
koşuııarına uymadığı i,;in katılım düzeylerini doğrudan etkilemektedir. Katıldıkları
durumlarda ise, özellikle genel üye eğilimlerinde erkeklere göre daha düşük katılım profili
ve konsantrasyon gösterını~ktedirler. Bu durum kadınların ev ile arasındazihinsel
olarak bölünmüşlüklerinin bir sonucu olduğu kadar, eğitim programlarının amacının,
kullanılan yöntemlerin, ;r..amanlamanın kadınların ilgi ve ihtiyaçlarıyla önüşmemesiyle de
bağlantılıdır. Diğer yandan sendika organlarında görevalan (yönetici, işyeri temsilcisi
vb.) kadınlarin ortalamanır., iizerir,de aktif katılım, ilgi ve konsantrasyon göstermesi ise,
i
sendikal aidiyet edinme fırsatı bulmuş olmanın önemine işaret eı.rnektedir. Ancak bu
kadınların görece genç ve bckar olmalarimn ise rastlantı olmadığım biliyoruz.
Sendika yayınlanm izleme oranları da diğer faaliyetlere katılım aranlarıyla
paralellik göstermektedir. Bu noktada bu yayınların ne denli yaygın ulaştırılabildiği
önemli olmakla birlikte, rayının içeriği izlenmesinde belirleyici olmaktadır. Tüm
bunların yanısıra sendikanın eylemlerine, toplantılarına katılma, toplantı ritüeli, kürsü
kullanımı, sendika lokalinin kullanımı gibi toplumsallaşma biçimleri ve mekanları da
sendikalarda görülen erkek yanlısı örüntüler nedeniyle, kadınların bu toplumsaııık
içinde kendiliğinden öğrenme fırsatlarını ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle kadın
çalışanların gereksistemaLik eğitim programlarından gerekse kendiliğinden eğitiCi

SENDIKALARıN EGITIM PROGRAMLARI VE KADıN ÇALıŞANLAR 301
ortamlardan kadınlar lehine özel düzenlemeler yapılmadığı sürece dışlanacaklarıını
söylemek yanlış olmaz (Godfrey, 1985; HeIlyer, 1989; Webb, 1990; Kilminster, 19%).
Bu nedenle son yirmi yıldır özellikle sanayileşmiş ülkelerdeki sendikalar, gelişen
kadın hareketinin etkisiyle kadın çalışanlara ulaşmak, kaulımı arurmak için teşvik ve
destek politikaları geliştirmekledirler. Sendikalardaki erkek egemen yapıyı kadınlar lehine
dönüştürmeyi hedefleyen ve sendika demokrasisinin de gelişmesine katkıda bulunan bu
politikalar içinde eğilim programları özelolarak öne çıkmaktadır. Bu çerçevede 1991
yılında Ottawa'da toplanan Uluslararası Hür Işçi Sendikaları Konfederasyonu (ICFrU)
Kadın Konferansı, kadın işçilerin eğitimi konusunda bir dizi temel ilke benimsemiştir.
Kadın üyelerin özgüvenini yüksellmeyi ve aynı zamanda kadınlara karar süreçlerinde etkin
olmalarını sağlayacak liderlik becerileri kazandırarak güçlendirmeyi hedefleyen eğitim
programlarını gündeme getirmiştir.
Kadınları güçlendirmeyi hedefleyen ~u programların, kadınların hak ve fırsat
eşitliği ve toplumsal cinsiyet sorunlarının işlendiği geriel üye eğitimleri ile
desteklenmesi ve bu yoIla erkek üyelerin kadınların eşitliği konusunda farkındalık
düzeylerinin yükseltilmesi; aynı biçimde sendika profesyoneIlerinin eğitimi; eğitim
programlarının zaman, süre ve mekan açısından kadınların ihtiyaçlarına uyarlanması; işçi
ailelerine çocuklarını da getirebilecekleri bakım olanaklarının sağlandığı eğitim imkanları
konferansda üye konfederasyonlara önerilmiştir. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu
Kadın Komitesinin hazırladığı "Çalışmada Eşit Olanaklar Için Pozitif Ayırımcılık
Programı" ICFTU Kadın Komitesi'nin 1995'de Roma'da yapılan toplantısında
benimsenmiş, üye konfederasyonların bütün faaliyetlerinde, genel kuruIları ve yönetim
organları dahil kadınların % 30 oranında temsili kabul edilmiştir.
4
Türkiye'de Sendikal Eğitim ve Kadın Yapıları
Bugün iki büyük işçi konfederasyonu TÜRK-İŞ ve DİSK kadın işçilere yönelik
büro/daire oluşturmuş durumdadır. TÜRK-İŞ Kadın İşçiler Bürosu ve DİSK Kadın İşçiler
Dairesi asılolarak ICFTU ve ETUC gibi uluslararası işçi konfederasyonları ile işbirliği
ve etkileşim çerçevesinde oluşturulmuş olup, bunların işlevselolabilmeleri için gerekli
yapısal düzenlemeler yapılmadığı, destek ve teşvik önlemleri alınmadığı için, ağırlıkla 8
Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde yayın ve eğilim çalışmaları yaptıkları
gözlenmektedir. Bu organların varlığı, faaliyetleri ve bütçesi tüzük güvencesine
alınmadığı için, çalışmalar asılolarak sendika yöneticilerinin meseleye duyarlılığına
bağlı olarak değişmekte ve süreklilik kazanamaınaktadır. Bu bağlamda TÜRK-İŞ Kadın
İşçiler Bürosunun 1993-95 arası dönemde yapuğı programlar, T.Harb-İş ve Disk'e bağlı
Oleyis ve Bank-Sen'in kadın işçilere yönelik eğitim programları başlangıç çalışmaları
olarak umut verici olmasına karşın istikrarlı değildir.
TÜRK-İŞ Kadın İşçiler Bürosu
ıı
Eylül 1980'deki askeri darbenin hemen ertesinde
Asya-Amerika Hür Sendika Enstitüsü'nün (AAFLI) katkılarıyla kurulmuştur. 1989'a
kadar bu büranun düzenlediği eğitimler ağırlıkla aile planlaması ve işçi sağlığı
konularındadır. Mart. 1989'da düzenlenen "Çalışan Kadınlar Birinci Ulusal Kurultayı"nda
ele alınan konular çalışan kadınların sorunlarının daha geniş bir kapsamda
4TORK-IŞ 17. Çalışma Raporu., 1993.95, DISK Pozitif Ayrımcılık: Sendikalar ıçin
Politikalar ve Anahatlar, 1995.

Citations
More filters

Journal ArticleDOI
01 Mar 2012-
Abstract: In this study, which is in a descriptive research design, it is aimed to determine the perceptions of teachers and administrators working at primary schools about the educational unions according to various variables. The population of this study consists of primary school teachers and administrators working at Malatya downtown at 2007-2008 academic years. The sample of this study consists of 323 teachers and 43 administrators working at 24 primary schools that were selected randomly from the population. In comparisons, (unrelated) t test, variants analysis, Krusskall-Wallis H test and Mann-Whitney U test have been utilized for independent samples. The results of this study showed that there were meaningful differences between the views of trade union member and nonunion at all items. While there were meaningful differences between the views of teachers according to the variables of gender, branc, seniority, and education level, there were not meaningful differences between the views of teachers only according to the variable of type of task.Democracy requires participation, consensus, equalitarianism and pluralism (Ozdemir, 1987). Trade unionism is a complementary element of democracy and also an integral part of democracy. Free and independent trade unions are supportive parts of democracy (Tortop, 2005: 142). In our country, teachers have a special place among civil servants. With teachers’ large share in the total number of civil servants, teacher unions’ will possibly be more and more important. Although teacher unions suffer from the lack of experience in this country, they are expected to make serious contributions to education life. For this reason, it is important to put forward teachers’ views on trade unionism. The purpose of this paper is to determine the perceptions of teachers and administrators working at primary schools about the educational unions according to various variables. In this study, a survey based descriptive design was used. After the related literature was examined, the theoretical framework was constructed and the questionnaire was drafted. The instrument used for data collection in this study was originally developed by the researcher. Before this draft was administered, the opinions of specialists, administrators and teachers were taken about the content and the language of this questionnaire and the necessary improvements were made. According to the results, Cronbach Alpha Coefficient was 0,8564 for the overall questionnaire. This study was carried out in Malatya city centre (total 3508 administrators and teachers who work at 163 primary schools) in 2007-2008 academic year. Using stratified sampling method, 43 administrators and 323 teachers working at 24 schools were selected randomly. A total of 366 questionnaires were validated and evaluated. The questionnaire that has 24 items was administered to these administrators and teachers. Data were analyzed by SPSS program. In comparisons, T-test and Mann-Whitney U test (for the variables of gender, branch, type of task and being a member of the union), One Way ANOVA and Kruskal-Wallis tests (for seniority and education level) were utilized to analyze the data. The results of this study showed that there were meaningful differences between the views of the trade union members and the ones that have no membership. While there were meaningful differences between the views of participants according to the variables of gender, branch, seniority and education level, there were not meaningful differences between the views of participants only according to the variable of type of task. According to the T-Test results (which has been made between males: N=238 and females: N=128), there were meaningful differences between the views of the men and women trade union members at the first item. At the first item, the ideas of women were more negative than the ideas of men. According to the T-Test results (which has been made between class teachers: N=219 and branch teachers: N=147), there were meaningful differences between the views of participants. At the items of 5 and 21, branch teachers have more positive opinions than class teachers. According to the One-Way ANOVA results (which has been made between the education levels of associate degree: N=77, undergraduate: N=274 and graduate: N=15), there were meaningful differences among groups at the item of 22. Scheffe test showed that there was a significant difference between the opinions of participants in the groups of associate degree and undergraduate at the item of 22. According to the results of Kruskall Wallis test, there were meaningful differences among education level groups at the items of 2 and 5. Kruskall Wallis test showed that there was a significant difference between the opinions of participants in the groups of associate degree and undergraduate at the items of 2 and 5. Kruskall Wallis test showed that there was a significant difference between the opinions of participants in the groups of associate degree and graduate at the item of 5. Participants were divided into three tenure groups: (1) 1-10 year, N= 119; (2) 11-20 year, N=153; (3) 21 year and above, N: 94. According to the One-Way ANOVA results, there were meaningful differences among tenure groups at the item of 5. At this item, less tenured participants had more positive opinions about educational unions. Scheffe test showed that there was a significant difference between the opinions of participants in the tenure groups of 1-10 year and 20 year and above at the item of 22. According to the results of Kruskall Wallis test, there were meaningful differences among tenure groups at the items of 6 and 22. Kruskall Wallis test showed that there was a significant difference between the opinions of participants in the tenure groups of 1-10 year and 20 year and above at the items of 6 and 22. Kruskall Wallis test showed that there was a significant difference between the opinions of participants in the tenure groups of 11-20 year and 20 year and above at the item of 6. T test and Mann Whitney U test showed that there were meaningful differences between the views of the trade union members and the ones that have no membership at all items except for the item of 23. The results of this study showed that most of the educational staff viewed trade unionism in this country as insufficient. Both the members of the unions and the ones that have no membership shared this view. There were meaningful differences between the views of the trade union members and the ones that have no membership, as it was found similarly at Gemici’s (2008) research. As Yildirim’s (2007) and Aldatmaz’s (2002) researches revealed, the results of this study showed that they want a legislative regulations that facilitate striking and collective bargaining. The results of this study also showed that women do not give much importance to unionization as it was found similarly by Boyaci (1994), Cinar (2008) and Aldatmaz (2002). Results imply that trade unions are not independent in their relationships with political entities.

6 citations


31 Jan 2020-
Abstract: Calisan ve calistiranlarin ortak ekonomik ve sosyal hak ve cikarlarini korumak ve gelistirmek amaciyla kurulan sendikalar erkek egemen olarak dogmus ve gunumuze kadar bu egemenligini surdurmustur. Turkiye’de yasal olarak sendikalar, 1947 yilinda “5018 sayili Isci ve Isveren Sendikalari ve Sendika Birlikleri Hakkinda Kanun” un yururluge girmesiyle kurulmustur. Calisma hayati icindeki kadinlarin sendika uyelikleri cok dusuk oranlarda olup sendikalarin zorunlu organlarinda ise yok denecek kadar az oldugu bilinmektedir. Kadinlarin sendikalarda aktif gorev almada karsilastiklari sorunlari arastirmak amaci ile yapilan calismada oncelikle literatur taramasi yapilmistir. Bu calismada CSGB ve TUIK verilerinden yararlanilmistir. Calisma sonucuna gore, kadinlarin oncelikli sorunu sendikal uyelik duzeyinin dusuk olmasidir. Kadinlarin sendika uyeliklerinin dusuk seviyelerde yer almasinin en onemli nedeni ise istihdamdaki kadinlarin neredeyse yarisinin kayit disi olmasidir. Egitim duzeyi dusuk kadinlarin cogu, sendikalasmanin neredeyse imkansiz oldugu tarlada, hizmet sektorunde vasifsiz, is guvencesinden yoksun kucuk isyerlerinde calismaktadir. Sorunlar arasinda kadinlarin ev ve ailelerine yonelik ustlendikleri sorumluluklar nedeniyle sendikal faaliyetlere zaman ayiramamasi, sendika ve sendikal haklari konusundaki bilgi eksiklikleri, cinsiyet ayrimciligi ve ataerkil bir toplumun yarattigi kisitlar ile kadinlarin kendine guven eksikligi ile ortaya cikan cam tavan yer almaktadir.

2 citations


Journal ArticleDOI
Seda Topgül1Institutions (1)
Abstract: The main objective of this study is to investigate the approach to women’s issues and recent efforts of unions to include women in unions in the light of interviews conducted with Turk-Is and Hak-Is Confederations. The study reveals how women are considered in unions and the place given to women in unions’ policies. For this purpose, interviews were conducted with six women in unions under these two confederations after a literature review. According to the results of the study, the number of women at both membership and executive levels is low in unions under both confederations. There are differences between the ideas of male and female unionists at senior level. Thus, efforts to increase the participation of women in unions are not sufficient. OzetBu arastirmanin temel amaci Turk-Is ve Hak-Is Konfederasyonlarinda mulakatlar isiginda kadin sorununa nasil yaklasildiginin ve son donemlerde sendikalarin kadinlari sendikaya dâhil etmek icin ne tur farkli calismalar yaptiginin arastirilmasidir. Kadinlarin sendikalarda nasil degerlendirildikleri ve sendikalarin politikalarinda kadina verdikleri yer aciga cikarilmaktadir. Bu amacla literatur taramasi sonrasi iki konfederasyona bagli sendikalardaki alti kadin ile gorusme yapilmistir. Arastirmanin sonucuna gore, her iki konfederasyona bagli sendikalarda hem uyelik hem de yonetim kademelerindeki kadin sayisi azdir. Ust pozisyondaki erkekler ile kadin sendikacilarin dusunceleri arasinda farkliliklar bulunmaktadir. Bu yuzden sendikalarda kadinlarin katiliminin arttirilmasi yonundeki cabalar yeterli olmamaktadir.

1 citations


Additional excerpts

  • ...Diğer yandan sendikalarında eğitim faaliyetlerinde kadınlara özgü sorun ve ihtiyaçlarını göz önüne almamaları, eğitim programlarının çekiciliğini de azaltmaktadır (Toksöz, 1998: 300)....

    [...]

  • ...Gerek işgücüne katılım oranının düşüklüğü, gerek imalat sanayinin elverişsiz yapısı sendika üyesi kadın sayısının azlığının önde gelen diğer nedenlerini oluşturmaktadır (Toksöz, 1998: 298)....

    [...]


01 Jan 2012-
TL;DR: Ozet: Betimsel tarama modelinin kullanildigi bu arastirmada, ilkogretim okullarinda gorev yapmakta olan ogretmen ve yoneticilerin egitim sendikalarina iliskin goruslerinin farkli degiskenlere gore incelenmesi amaclanmaktadir.
Abstract: Ozet: Betimsel tarama modelinin kullanildigi bu arastirmada, ilkogretim okullarinda gorev yapmakta olan ogretmen ve yoneticilerin egitim sendikalarina iliskin goruslerinin farkli degiskenlere gore incelenmesi amaclanmaktadir. Arastirmanin evrenini, 2007-2008 ogretim yilinda Malatya il merkezinde calismakta olan ilkogretim okulu ogretmen ve yoneticileri olusturmaktadir. Arastirmanin orneklemi, evrenden tesadufi ornekleme yoluyla secilen 24 ilkogretim okulunda gorev yapan 323 ogretmen ve 43 yoneticiden olusmaktadir. Karsilastirmalarda bagimsiz orneklemler icin t-testi, tek yonlu varyans analizi, belirlenen farkliliklarin hangi gruplar arasinda oldugunu belirlemek icin Scheffe Testi, normallik varsayiminin karsilanmadigi durumlarda ise parametrik olmayan maddelere (non-parametrik) Mann-Whitney U Testi ile Kruskal Wallis H-Testi uygulanmistir. Arastirma sonucunda, sendikali ve sendikasiz egitim calisanlarinin gorusleri arasinda (23. madde haric) butun maddelerde anlamli farkliliklar bulundugu gorulmustur. Ogretmenlerin gorusleri arasinda cinsiyet, brans, kidem ve ogrenim durumu degiskenlerine gore bazi maddelerde anlamli farkliliklar bulunurken, egitim calisanlarinin gorev turu degiskenine gore maddeler arasinda anlamli farkliliklar bulunamamistir.

Performance
Metrics
No. of citations received by the Paper in previous years
YearCitations
20201
20161
20122